Advert
KÜLTÜR - SANAT
Giriş Tarihi : 01-11-2019 22:15   Güncelleme : 01-11-2019 22:23

Karaböcek

Ben Çifteönü Danacılar Mahallesi Cömert sokakta doğup büyüdüm. Sokağımızda her gün okuldan gelince oyun oynamak için çocuklarla toplanıyorduk.

Karaböcek

Ben Çifteönü Danacılar Mahallesi Cömert sokakta doğup büyüdüm. Sokağımızda her gün okuldan gelince oyun oynamak için çocuklarla toplanıyorduk. Ben evimizin daha ilerisini daracık sokak tarafını tercih ediyordum. O tarafta hem oyun alanı geniş, hem trafik yoktu, fakat en önemlisi Şükrüye abla o tarafta oturuyordu. Ben çok yumuşak huylu ve söz tutan bir çocuktum. Her gün beni bakkala , fırına, kasaba gönderir ve ara sıra harçlık verirdi. Kocası Nuri amca çok sessiz, işinde gücünde ve pek kimseyle konuşmayan bir adamdı. Çocukları yoktu. Hacanne gilin evlerinde aynı hayadı kullanıyorlardı. Onların da tüm ayak işlerine hep ben giderdim. Hacanne de harçlık verirdi ve Şükrüye abla bana sık sık bisküvit, fıs fıs gofret , kurabiye alırdı. ‘’ Memet sen benim oğlum olun mu?’ diye hep sorardı. ‘’Benim oğlum olursan sana her şeyleri alırım, anayın 2 oğlu daha var, sen benim oğlum ol sana önlükler alırım, elbiseler alırım , ben seni kurabiye kutusunda yatırırım’’ derdi ve bana sarıldığı zaman genellikle gözlerinden yaş akardı.
......Epey bir zaman kocasıyla birlikte hastaneye gittiler. Sık sık hastaneye gittikleri halde bir türlü iyileşmiyordu ki, gitmeleri bitmiyordu. Onlar olmayınca benim bisküvit, fıs fıs gofret ve kurabiyeler de olmuyordu. Benim kurabiye olmayınca Hacı Ömer amca bana deve yapamıyordu. Kurabiye ve bisküvitimi Hacı Ömer amcaya götürüyordum, kenarlarından ısırıyor ve deve gibi bir şekil meydana geliyordu. Ve o deveyi büyük bir zevkle yiyordum. Hacı Ömer amcanın tut ağacından düşen Ruziye ablanın Veysel abinin eşşek olmasını dört gözle beklerken, birden bire Şükriye abla gilin hastaneye gitmesi bitmişti. Ve ben çifteönüne sünnet süsü gibi bazı şeyler almaya gidiyordum. Renk renk grapin kağıtları, balonlar filan aldım, evlerindeki odayı süslüyorlardı. Şatafatlı bir karyolaya fısır fısır yataklar serildi. Yastık yüzleri, yatak yüzü pek fiyakalıydı. Nuri amca yeni giyecekler aldı kendine ve Şükrüye ablaya. Derken bir gün pek çok kadın Şükriye abla gilin evlerine gidiyordu. Mahallede komşu kadınlar da eve girip çıkıyordu. Bazılarının elinde kağıda sarılı bir şeyler vardı. Oyunu bırakıp merak ettim ve eve girdiğimde gördüğüm manzara beni şok etti. Şükrüye abla süslü yatakta yatıyor, ve yanında kara bir oğlan çocuğu. 3 yaşları civarında. Oğlanın üstünde altınlar takılıydı. Oda amma süslenmişti. Kafam karıştı, anlayamadım neler olduğunu, kimdi o oğlan? Süslü odada Şükrüye ablanın yanında yatıyor ve herkes onu seviyor..
.....Sonra o oğlanın elinden tutup gezmeye gidiyorlardı. Giderken düşmesin diye çok dikkatli bakıyorlardı. Kimdi bu bebe? Ve nerden gelip eve girmişti? Benim bisküvitler, fıs fıs gofretler ve kurabiyeler suyunu çekmişti. Ve artık bayramlarda yahniyi yer yemez ilk gittiğim evde Şükrüye abla bana o kocaman iki buçuk liralardan vermeyecek miydi? Cebime güzelce dürülüp ütülenmiş renk renk mendiller konmayacak mıydı? Şükrüye abla bana ‘’ benim oğlum olun mu? ‘’ demiyordu. O tarafa oyun oynamaya gitmez oldum. Şükrüye abla o kara oğlanı kucaklayıp bazen benim onu oynatmamı istiyordu. Bak bak burnu akınca da silecekmişim.. Benim tahtım gitmişti, öyleyse niye oraya oyun oynamaya gidecektim ki. Birde o sümüklü karaböceğe oyun oynatacakmışım.
......Zaten fazla durmadılar ve mahalleden göçtüler. Eşyaları arabaya yüklenirken hep pencereden baktım. Hiç ortaya çıkmadım. Kara oğlan gelmiş ve Şükrüye ablamın verdiği her şey bitmişti. İşte gidyorlardı. Artık yüreğim kalkmayacaktı. Araba gidene kadar sokağa çıkmadım. Sonra doğru özlediğim daracık sokağın oraya. Nasıl olsa kara oğlan yoktu.
.....Öğrendim ki Nuri amca ve Şükrüye abla çocukları olmadığı için doktor kontroluna giderlermiş. Ve kesin olarak çocuklarının olmayacağını öğrenince yurttan çocuk almaya karar vermişler. Yurtta bunlara bu oğlan çocuğunu vermiş. Tüm komşular da, ömrünce yaşamadığı ve yaşayamayacağı lohusalık duygusunu yaşatmak için kendisine yeni doğum yapmış gibi gözaydına gelmişler.( Asalete bakar mısınız? ) Zorlukla buldukları bu çocuk büyüdüğünde birileri çocuğun kafasını karıştırmasın diye çok sevdikleri komşularından uzaklaşmışlar.
.....Şükrüye abla keşke geri gelsen, senin kara oğlanı ben oynatsam, hi.ç bırakmasam. Sen gel de yeryüzünde ne kadar leylek varsa hepsi senin evin bacasına birer bebek bıraksa yine razıyım. . Keşke o mahallemiz yeniden aynı komşularla kurulsa. Bu yaşımda, yine evdeki yahniyi yarım yamalak yiyip bayram sabahı size koşsam. Yurttan gelen çocuk için gözaydın ve lohusa töreni yapan bu asil insanların hatırı için gel ne olur.
Not: Olay gerçek olup, Şükrüye ve Nuri isimleri olaya saygı gereği hayal ürünüdür, gerçek isimleri anımızda kullanılmamıştır

ÖNEMLİ NOT: Hikayeler Mehmet İncialan özelidir, İzinsiz kullanılması kesinlikle yasaktır.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Trabzonspor921
  • 2Hatayspor919
  • 3Fenerbahçe919
  • 4Beşiktaş917
  • 5Fatih Karagümrük917
  • 6Galatasaray917
  • 7Alanyaspor917
  • 8Altay915
  • 9Konyaspor914
  • 10Adana Demirspor912
  • 11Kayserispor911
  • 12Gaziantep FK911
  • 13Sivasspor910
  • 14Başakşehir FK99
  • 15Antalyaspor99
  • 16Yeni Malatyaspor99
  • 17Göztepe98
  • 18Giresunspor98
  • 19Kasımpaşa96
  • 20Çaykur Rizespor91
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA